Google+
x
Renk etkileri

Renk, eski cağlardan beri büyüsel amaçlarla, tapınma törenleriyle, düşmandan gizlenebilmek, düşmana  

korkunç görünebilmek veya güzelleşmek içgüdüleriyle kullanılmaya başlanmış ve yer alan önemli bir 

işlevsel olarak kullanılır. Renk kullanımı açısından işlevsellik, hayatımızın vazgeçilmez parçaları olan 

tekstil ürünlerinde oldukça önemli bir kavramdır. Tekstil ürünlerinde renk, ürünün kullanım amacı ve 

koşullarına göre düzenlenmelidir. 

Bu bölümde amaçlanan; renk olgusunu, özelliklerini ve etkilerini incelemek, elde edilen veriler 

doğrultusunda rengin tekstil ve giysi ürünlerinin işlevlerini tanımlayarak, giysi seçiminde bu işlevlerden 

nasıl yararlanılabileceğini ortaya koymaktır. Bölüm içerisinde renk algısı, rengin psikolojik etkileri ve 

sembolik özellikleri ele alınmıştır. Ayrıca giysi seçiminde rengin günümüze kadar ulaşan sosyolojik 

anlamlarına ve giysi seçiminde rengin anlamı ve etkileri incelenmiştir. 

RENK 

Renk; insan davranışlarını ve psikolojisini etkileyen, günlük yaşamda ki karar ve seçimlerimizde etken 

olan önemli bir olgudur. Renk üzerine bilim insanları, araştırmacılar ve düşünürler geçmişten günümüze 

kadar çok sayıda çalışma yapmışlardır. 

Renkler ilk çağlardan itibaren öncelikle simgesel ve sembolik bir iletişim aracı olarak karşımıza 

çıkmıştır. İlk insanlardan günümüze kadar gelen mağara duvarlarında bulunan resimler o döneme ait 

yaşamlar hakkında bize bilgi vermektedir . Bu resimlerde özellikle renklerin dilinden faydalanılmıştır. 

Rengin Varlığı ve Yapısı

Bilimsel tanımlamaya göre renk; değişik dalga boylarındaki ışık ışınlarıdır. Dalga boyunun uzunluğuna 

ve sayısına göre de değişik tonlar da görünürler. Kullanımına bağlı olarak renk yaşamımız içinde yer alıp, 

üzerimizde birbirinden farklı etkileri olan önemli bir olgudur. Nesneleri görebilmemiz, birbirinden ayırt 

edebilmemiz için renk önemli bir faktördür. Bir nesnenin rengi ancak ışığın var olduğu bir ortamda 

algılanır. Işık olmadan renk olmaz. 

Giysi Seçiminde Renk

Fizikçi Isaac Newton’un Renk Dairesi, renk ile ilgili yapılan ilk bilimsel çalışmalar içerisindedir. 

Çalışmada gün ışığı üçgen bir prizmadan geçirilerek onu oluşturan yedi renk elde elde edilir. Yapılan 

deneyin tersi uygulandığında ise tekrar beyaz ışığa ulaşılmıştır. Newton bu deneyi sonucu elde edilen 

yedi rengi Güneş Tayfı (Solar Specturum) olarak adlandırmıştır. 

Çağdaş baskı tekniklerinde öncü olan bir çalışma da 1731 yılında Jacob Christoph Le Blon tarafından 

yapılmış ve pigmentlerden meydana gelen boyaların temel renklerinin kırmızı, sarı ve mavi olduğu 

ispatlanmıştır. Üç temel renk kuramı birçok bilim adamı tarafından kabul gördüğü kadar tartışmalara da 

yol açmıştır. Rengi bir ışık olarak kabul eden fizikçilerden Albert H. Munsell tarafından oluşturulan renk 

dairesi de bu çalışmalara farklı bir boyut kazandırmıştır. 

Renkle ilgili çalışmalar arsında Johannes Itten’in renk zıtlıkları ile ilgili çalışmaları da yer almaktadır. 

Renk zıtlıkları, tamamlayıcı renk şemaları renklerin bir arada kullanımı ve bu birlikteliklerin uyumu 

temeline dayanan bilimsel araştırmalar yapmıştır. 

Rengin görülüşü, ışığın cinsi gibi dış koşullara bağlı olarak değişebilir. Tekstil ürünlerinde renklerin 

nasıl göründüğü onu oluşturan tekstil malzemesinin elyaf cinsi, yüzey dokusu gibi etmenlere 

bağlıdır.Tekstil renklerinin görünmesinde tekstil boyar maddelerinin yapılarından dolayı da açık-koyu, 

parlak-mat olarak görünümünün değişmesine sebep olabilir. 

Renklerin herkes için geçerli olmak üzere dikkat, uyarı, yasaklama, yönlendirme gibi sembolik 

işlevleri de vardır. Renk cisim (pigment) ve ışık olarak vardır. Duyusal algılama olarak da önemlidir. 

Rengin algılanması insan psikolojisi ve fizyolojisi üzerinde çeşitli etkiler yaratmaktadır. Her renk farklı

psikolojik etkiler uyandırır. Rengin anlamı kişiden kişiye değişebilir. 

Renk giyimde kişinin tarzını değişik renklerle ifade etmesi ve içinde bulunduğu toplumla olan 

ilişkisini belirlemesi acısından önemli bir faktördür. Renk beğenisi her insanda farklıdır ve ortama 

uygunluğa, modaya, toplumsal yargılara, kültür düzeyine, yaş-cinsiyete ve alışkanlıklara göre 

değişmektedir. Renkler folklorun da ana elemanlarındandır. Her toplumun farklı bir düşünce yapısı ve 

renk tercihi olduğu için renk farklılıkları ve tercihleri kültürden kültüre değişiklik göstermektedir. 

Günümüzde rengin modasını tüketicinin değişiklik gereksinimleri, üreticilerin getirdiği yenilikler, 

malzemenin özellikleri ve trendler de öncelikli olarak etkilemektedir. 

Rengin Görülmesi ve Algılanması

Rengin varlığı ve gözümüze ulaşması rengin fiziksel boyutudur. Fizyolojik ve psikolojik boyutu rengin 

görülmesini ve algılanmasını sağlamaktadır. İnsan tarafından renklerin görülmesi, ışığa, ışığın cisimler 

tarafından yansıtılmasına ve göz yardımıyla beyne iletilmesi süreci içerisinde gerçekleşir. 

Bir yüzeyden yansıyarak veya doğrudan bir ışık kaynağından gözümüze gelen renkli ışık uyarıları

gözdeki ağ tabakada bulunan, koniler ve çubuklar olarak adlandırılan alıcı sinir uçları (reseptor) 

tarafından alınıp kaydedilmektedir. Çubuklar konilerden daha çoktur ve açık koyu değerleri ayırırlar. 

Karanlıkta veya çok az ışıkta görmemizi sağlarlar. Koniler ise renkli ışıkları kaydedip ayırırlar. Ağ

tabakada kaydedilen bu bilgiler görme sinirleri aracılığıyla beyine aktarılırlar. Böylece fizyolojik süreç 

biyolojik sürece geçerek görme olayı bilinç düzeyine çıkar. 

Renklerin görülmesi dış koşullara bağlı olarak değişir. Bu nedenle her cisim belli ve sabit bir renge 

sahip değildir. Aynı cisim güneş ışığı ve mum ışığı gibi farklı aydınlatma kaynakları altında farklı renkte 

görülebilirler. Bu değişim ışık kaynağına ve ışığın geliş acısına göre sürekli farklılıklar göstermektedir. 

İnsanın görme duyusu değişik ışık kaynaklarına uyum sağlayarak, farklı koşullarda aydınlatılmış olsa da 

cismin aynı renk olduğunun algılanmasını sağlar. Rengin algılanmasında önemli rol oynayan etkenlerden 

biri de boyanın üzerinde bulunduğu malzemedir. Aynı renk,cisim ve malzemenin yüzey dokusuna bağlı

olarak da farklı değerlerde görünüp, algılanabilir. 

Fizyolojik Açıdan Renk 

Rengin bir başka boyutu da fizyolojiktir. Görme eylemi fizyolojik bir olaydır. Işığın var olduğu her 

ortamda renk vardır. Doğal ya da yapay kaynaktan gelen ışınların nesne üzerindeki yansımaları, 

çevremizdeki varoluşların görülebilmesini sağlamaktadır. Bu ışınlar yansıdıkları nesnenin form, renk, 

doku gibi özelliklerini taşımaktadırlar. 

Renk ışıkla algılanabilir. Görme eylemini gerçekleştiren göz de karmaşık bir organdır. Göz, göz akı

(kornea), renkli tabaka (koroit) ve ağsı tabakadan (retina) oluşmaktadır. Burada küreye benzeyen ışığın 

girmesini sağlayan merceğin bulunduğu gözbebeği bulunmaktadır. Az ya da çok ışıklı ortamlarda kendini 

ayarlayarak nesneden yansıyan ışınların görüntüsünü retina üzerinde ters olarak belirmesini sağlar. 

Retinadan görme siniri, iki görme sinirinin kesiştiği nokta, optik radyasyon ve son olarak da beyin 

çekirdeklerine ulaşır. Beynin görme merkezi olan görme korteksine ulaşarak görme eylemi oluşur.Beyne 

iletilen görsel uyarı beyinde değerlendirilerek görme eylemi gerçekleşmiş olur. 

 Gözün Anatomisi 

 Görme eylemi nasıl gerçekleşmektedir? 

Psikolojik Açıdan Renk Etkileri 

Psikolojik olarak renk beynimizde olusan bir duyumdur. Tad alma, duyma, dokunma ve koku alma da 

olduğu gibi, renklerin algılanışı da kişiden kişiye değişir. Bir rengi sıcak, soğuk, ağır, hafif, zayıf, 

kuvvetli, canlı, cansız, renkli (kromatik), renksiz (akromatik), heyecan verici, rahatlatıcı, parlak veya 

sakin olarak algılanabilmektedir. İnsanların renklere karşı değişik tepkiler vermesinde, kişilik oluşumları, 

eğitim durumları, bilinçaltındaki duyguları gibi bir çok neden sayılabilmektedir. Bu nedenle rengi 

psikoloji açısından da incelemek gerekmektedir. Renk ile insan psikolojisi arasında mutlak bir ilişki 

vardır. Seçilen giysinin rengi, yapılan makyajın rengi genellikle karşımızdaki kişi hakkında bize bilgi 

Makyaj ve Renkler 

Fizikçiler rengin tonunu, doygunluğunu, acık-koyuluğunu ölçerken, psikologlar rengin insana nasıl 

etki ettiğini, hangi duyguları uyandırdığını incelemektedirler. Renklerin psikolojik etkilerinin tamamen 

doğada bulunan bazı fiziksel gerçeklerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Turuncu ve kırmızı rengin 

sıcak renk olarak algılanması alevin rengini, mavinin soğuk renk olarak algılanması ise buzun ve denizin 

rengi ile ilişkilendirilmektedir.

Psikolojik araştırmalarda renk, uyarıcılığına, çekiciliğine ve gücüne göre 

Renklerin insan psikolojisi üzerinde ki etkileri herkes için geçerli olmasa da toplumsal boyutta 

kabulleri içermekte ve bu veriler bilimsel yöntemlerle desteklenmektedir. Giysi seçiminde de renk 

kullanımı kişinin psikolojisi ile yakından ilgilidir. Bu nedenle giysi seçiminde renk ve rengin psikolojik 

etkileri önemlidir. Günümüzde rengin modası belirlenirken, trendler, kültürler ve rengin psikolojik 

etkileri öncelikli olarak incelenir. 

Kırmızı Rengin Psikolojik Etkisi: En çok dikkati çeken, güçlü bir renktir. Enerjik ve dinamik bir 

yapısı bulunmaktadır.Güçlülük, sıcaklık, canlılık, ani öfke anlamını taşır. Renklerden titreşimi en kuvvetli 

ve dinamik olanıdır. Egemenlik kuran bir renk olmasından dolayı zemin olarak değil, detaylara vurgu 

yapmak için kullanılmalıdır. Dikkat ve uyarının rengi olduğu için en çok trafik işaretlerinde 

kullanılmaktadır. Bu özelliklerinin yanı sıra aşkı, tutkuyu, gücü, heyecanı da çağrıştırmaktadır. Mekanda 

kullanıldığında kişide bir heyecan yaratır. Fast food restorantlarında bu yüzden sık sık tercih edilen bir 

renk olarak karşımıza çıkmaktadır. Kırmızı renk duygusal olarak çok yoğun bir renktir. Kırmızı renkli 

giysi seçimi ruhu canlandırıcı bir etki yaratmaktadır. Psikolojik olarak bu renge bakmak kan basıncında 

artışa sebep olur, solunumu ve kalp atışını hızlandırır. 

Turuncu Rengin Psikolojik Etkisi: Turuncu, sarı ile kırmızının karışımından oluşan ve bunların 

özelliklerini taşıyan bir renktir. Dinamiktir, girişkenliği, iyimserliği, neşeyi ve coşkuyu ifade etmektedir. 

Yaşam gücünü arttırır. Gurur, dostluk, gençlik, tutku ve sıcaklığı çağrıştırmaktadır. Rahatlama ve neşe 

duygusu yaratmaktadır. Turuncu rengin açık bir çekiciliği bulunmaktadır. 

Mutlu, yaratıcı ve başarılı kişiler turuncu rengi giysilerinde kullanmaktan çekinmezler. Turuncu renkli 

giysiler kişiler üzerinde kırmızı renkli giysiler gibi agresif bir etki uyandırmazlar. Portakal rengi olarak 

adlandırılan turuncu rengini en çok gençler tercih etmektedir. Çünkü canlandırıcı ve zihinsel aktiviteleri 

uyarıcı bir etkisi bulunmaktadır. Turuncu rengin altın tonları olarak kullanımı ise prestij etkisi 

uyandırmaktadır. Altın değerli bir maden olmasından dolayı renk olarak kullanımı da aydınlanma, 

bilgelik, servet ve kalite kavramlarını çağrıştırmaktadır. 

Sarı Rengin Psikolojik Etkisi: Güneşin rengi olduğu için kişinin günlük hayatına hakim olan bir 

dikkat ve uyarının rengi olarak da bilinmektedir. Posta kutularında, trafik işaretlerinde kullanılmaktadır. 

Atık maddeler, ölümcül kimyevi maddeler bu renk kullanılarak oluşturulan sembollerle anlatılmaktadır. 

Uzun süre bakıldığında kanın damarlarda daha düzenli akmasını sağlar. Zihni açar ve dikkati arttırır. 

Parlak limon sarısı gözü en çok yoran renk olarak kabul edilmektedir. Saf sarı renk ise en çok neşe veren 

Yeşil Rengin Psikolojik Etkisi: Sarı ve mavi rengin eşit oranlarda karıştırılması ile elde edilir. Mavi 

ve sarı rengin karışmasından oluştuğu için her iki renginde özelliklerini taşımaktadır.Mavi renge doğru 

yaklaşan yeşil daha soğuk hissedilmektedir. Sarı renge yaklaştıkça yeşil daha sıcak algılanır. Yeşil renk 

göz tarafından en rahat algılanan renklerden bir tanesidir. Yeşil aynı zamanda doğanın rengidir. Bu 

nedenle büyüme, uyum, tazelik ve doğurganlığı sembolize etmektedir. 

Doğanın veya doğal canlılığın rengidir. Doğayı çağrıştırdığı için sessiz, huzur verici, iyimserlik, 

özgüven gibi bazı özelliklere sahiptir. Sakinleştirici, serin ve gençleştiren bir etkisi vardır. Uyum, güven 

ve anlayışla ilgili kavramları anlatırken yeşil renkten yararlanılmaktadır. Koyu yeşil, genellikle para ile 

ilişkilidir. Yeşil renkli giysiler kişilerde güven oluşturmaktadır. Mekanlarda kullanıldığında rahatlatıcı

etkisinden yararlanılmaktadır. 

Mavi Rengin Psikolojik Etkisi: Huzuru temsil eden, soğuk ve dingin bir renktir. Kişinin gerginliğini 

azaltır, genişlik, soğukkanlılık, sükünet, olgunluk, dürüstlük anlamını taşır. Psikolojik olarak sakinleştirici 

etkisinin bulunduğu, kan basıncını azalttığı, solunumu ve kalp atışını yavaşlattığı bilinmektedir. Mavinin 

açık tonları duygusallığı ortaya çıkartıp huzur verir, koyu tonları ciddiyet etkisi yaratır. 

Mavi renk genellikle geceyi ve düşünceyi çağrıştırmaktadır. Giysilerde kullanıldığında sosyal bir imaj 

yaratır. Özellikle iş görüşmelerinde karalılık ve bağlılık göstergesidir. Mavi rengi tercih eden kişiler 

kendisi ve çevresi ile barışık kişilerdir. Dürüstlüğe önem veren kişilerin kullandığı bir renk olarak 

karşımıza çıkmaktadır. Açık mavi tonlar mavi rengin dinlendiricik, yumuşaklık, sevecenlik ve sonsuzluk 

hissini ifade etmek için kullanılmaktadır. Koyu mavi renk ise otorite, verimlilik, kararlılık ve sıkıntı

duygularını çağrıştırır. Giysilerinde turkuaz rengi tercih edenlerde ise; kolay iletişim kurabilen, sakin, 

rahat, çocuksu bir kişilik gözlemlenmektedir. 

Mor Rengin Psikolojik Etkisi: Kırmızı ve mavi rengin eşit oranlarda karıştırılması ile oluşmaktadır. 

Duygu rengidir. Sadakat ve doğruluğun simgesi olan mavi renk ile savaşın ve ihtirasın rengi olan 

kırmızının karışımı ile oluşan mor rengin, ruhsal esenlik ve sonsuzluk çağrıştırdığı görülmektedir. 

Mistisizm, keder ve üzüntü etkisi uyandırır. Bu yüzden hükümdarlık ve dinin sembolü olarak 

kullanılmaktadır. Orta çağda mor rengin elde edilmesinin zorluğu nedeni ile mor renkli kıyafetlerin 

sadece aristokratlar tarafından kullanılması bu rengin algısını farklılaştırmıştır. Korunma güdüsü sağlar, 

korku, stres, şok gibi durumlarda tercih edilen gizemli bir renktir. Morun açık tonları saflık, incelik ve 

melankoli duyguları uyandırır. Genellikle yas ve hüzün rengi olarak kabul edilen mor renk duygusal, 

dikkat çekmek isteyen, kendi dünyasında yaşayan, nazik, özgürlüğüne düşkün kişilikler tarafından 

kullanılmaktadır. 

Kahverengi Rengin Psikolojik Etkisi: Sağlamlık, olgunluk, rahatlık, ciddiyet ve güven hisleri 

uyandırır. Yaşamın yıkıcı ve yorucu etkilerinden korunma ve sığınma duygusu verir. 

Pembe Rengin Psikolojik Etkisi: Mutluluk, nezaket ve masumiyet duygularını ifade etmektedir. 

Gri Rengin Psikolojik Etkisi: Siyah ve beyaz renklerin farklı kombinasyonlarından oluşan gri renk; 

belirsizliği, ciddiyeti çağrıştırır. Sisli, puslu, üzüntülu, hüzünlü, sıkıntılı duygularıda ifade etmektedir. Gri 

tonu siyaha yaklaştıkça füme, koyu gri gibi ara renk adları almaktadır. 

Siyah Rengin Psikolojik Etkisi: İyi-kötü, gündüz-gece, yaşam-ölüm gibi zıt olguları temsil eder. 

Siyah aynı zamanda saygınlık, seçkinlik, yapısal kuvvet, sonsuzluk gibi duygular uyandırır.Genellikle 

gece davetlerinde erkekler tarafından tercih edilen giysiler siyah renklidir.Siyah giysi kusurları kapattığı

için kilolu kişilerin de daha sık kullandığı renk olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Beyaz Rengin Psikolojik Etkisi: Saflığı, temizliği, dürüstlüğü, masumiyeti cağrıştırır. Açıklık, 

boşluk ve sonsuzluk etkisi yaratır. Yeni başlangıçların simgesidir. Yaz mevsiminde giysilerde çoğunlukla 

tercih edilen renk olan beyaz, aynı zamanda gelinliklerde de en çok tercih edilen renktir. 83

Evimizde, giysilerimizde veya dış çevremizde her an kullandığımız ve iç içe olduğumuz çesitli tekstil 

ürünlerinin seçiminde rengin psikolojik etkileri olumlu bir çevre oluşturmak amacıyla değerlendirilebilir. 

Ayrıca giysi seçiminde kişiliğimizi,psikolojimizi yansıtmak ve içinde bulunduğumuz ortamda kendimizi 

ifade edebilmek amacıyla da rengin etkileri göz önüne alınmalıdır.

Kaynak: Tekstil Dershanesi